Menu
Ana Sayfa
Mahmutlu Köyü
Resimler 
Wallpaper
Video Görüntüleri 
Ben
Forum
Anket
Diger Köylerimiz
Köy Camileri
Hamamlar
Ziyaretci Defteri
E-Card
Tanitim köylülerimiz
Reklam
Winamp Skinler
Katkida Bulunanlar
Dost Siteleri 
Iletisim
Extra

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

BIRNEBUN DERGISINDEKI YAZI....
 
MAHMUTLU KÖYÜ ANATOMİSİ ÜZERİNDEN ŞÊXBILAN AŞİRETİ TARİHİ

 

Şêxbilan aşireti´nin, Kırşehire iskanını ele alacağımız bu çalışma, “Kırşehir Kürdleri tarihini bilme ve öğrenme
süreçlerine katkı” motiv ve kaygıları ile yapıldı. Hazırlık aşamasında birçok kaynak ve belge gözden geçirildi. Onlarca
bireysel anlatım ve en ufak detay değerlendirildi. Bütün bu uğraşlar sonucunda ortaya bu çalışma çıktı.

 

Beni bu çalışmayı yapmaya cesaretlendiren, ortak kaygıları paylaştığıma inandığım dostlarım oldu. Yadsınmayacak
katkılarını gördüğüm; Hacı Deniz, Nurettin Çiçek, Metin Dinç, Cüneyt Dağdalan, Cengiz Demir ve Mila Kara ya bu
metavazi katkılarından dolayı teşekkürlerimi iletmek isterim.

 

Muhterem Hacı Deniz`in ismini yeniden zikretmem gerekiyor. Verdiği bilgiler bu çalışmanın ana çatısını kurmakta
belirleyici bir rol oynamıştır. İlerlemiş yaşına rağmen, hafızasına yüklediği ve yıllarca özenle beslediği bilgileri benimle
severek paylaştı. Onun gıpta ettiğim bu hafızasına hayran kaldığımı itiraf etmeliyim. Günlerce süren uzun
sohbetlerimizde bana değerli bilgiler verdi. Bu bilgilerin ışığında tarihi kaynakları, belgeleri belirli bir sistematik
içerisinde inceleme, doğruluklarını sınama olanağım oldu. Bu anlamda kendisine teşekkürlerimi yeniden iletmeyi bir
borç biliyorum.

 

Mahmutlu, Şêxbilan aşiretinin Kırşehir`de kurduğu ilk köylerden birisidir. Nüfus yoğunluğu ve kabile dokusu açısından
etkin ve büyük bir köydür. Birçok köyün kurucu aileleri Mahmutlu`dan ayrılmadır. Mahmutlunun tarihi bir anlamda
Şêxbilan`ların tarihidir diyebiliriz. Bu sebebledir ki yazımızın başlığını Mahmutlu Köyü Anatomisi Üzerinden
Şêxbilan Aşireti Tarihi olarak aldık. Dileğim bu çalışmanın Kırşehir Kürdlerinde çoktan başlamış olan „Tarihini Bilme
ve Öğrenme süreçlerine“ katkıda bulunmasıdır.

Silav û hurmet

Vahit Duran

BÖLÜM. -1-

KIRŞEHİRDE BİR REŞWAN AŞİRET KOLU: ŞÊXBİLAN LAR

Kadim ve tanınmış bir Kürd aşireti olan Reşwan`ların (Reşî, Rışvan) ana yaşam merkezlerinin Adıyaman-Maraş-Antep dolayları olduğu bilinmektedir. Tarihi süreç içerisinde iskan ve sürgün yaptırımlarına maruz kalan aşiret geniş bir coğrafya ya dağılmış veya dağılmak zorunda kalmıştır. Suriye`nin kuzey-batısına düşen Halep`ten başlayarak, Kilis, Çîyayê Kurmênc, Islahiye, Mardin, Urfa, Diyarbakır, Kars, Ağrı güzergahından geçerek, Horasan ve Kafkasyanın içlerine kadar uzanan Kürd yerleşim alanlarında Reşwan kabilelerinin izdüşümlerine rastlamak mümkündür.

Reşwan`ların yoğun olarak yaşadıkları bir bölgede Orta Anadolu`dur. Ankara-Konya-Kırşehir il sınırları içerisine iskan olmuş olan aşiret, yaygınlığı ve nüfus yoğunluğu açısından bölge içi bir “Aşiretler Konfederasyonu” özelliği taşır. Orta Anadolu`daki Reşwan`ların 6 kolu Kırşehir il sınırları içerisinde bulunur. Çalışmamıza konu olan Şêxbilan aşireti bu kollardan biridir. Diğerleri ise Mifîkan, Molîkan, Bilikan, Oxçîyan ve Berketî aşiret kollarıdır.

Şêxbilan`lar, il merkezinin kuzeyine düşen, halk arasında “Axzê Çole” olarak tanımlanan bölgede toplam 10 köy kurmuşlardır. Coğrafik konumlanışları il merkezi ile Çiçekdağ ilçesi arasındaki geniş ve düz alana yayılmış olan Mifîkan ve Berketî köyleri arasındaki bölgedir. On köy içerisinde Çewêrme (Çevirme), Torino (Bahçepınar) ve Qişle (Mahmutlu) yerleşime açılan ilk köylerdir.

Diğerleri yani Çemala (Çamalak), Çîdali (Çiğdeli), Zeqere (Zekere), Ûçqî (Üçkuyu), Remiko (Doğankaş), Hociko (Çanakpınar) ve Gêder (Pöhreng) bu üç köyden ayrılan kabileler  tarafından kurulmuşlardır. Özellikle Çemala, Çîdali, Gêder, Ûçqî ve Zeqere köylerinin kabile dokusu Qişle ile hemen hemen aynıdır.

Reşwan aşiretinin çoğunluğunda olduğu gibi Şêxbilan`larda Sünni inancın “Hanefi” yorumunu benimserler. “Axzê Çole” de yapılan ilk camii -Çevirme köyü 1874- ve tanınan iki dini şahsiyet “Xoce Sor” ve “Xoce Reş” Şêxbilan`lıdır. Kürdçenin Kurmancî lehçesi ana dilleridir. Kırşehir il merkezi, Yerköy, İstanbul, Viyana, Ankara, İzmir sonradan göç edip yerleştikleri şehirlerin başında gelir. Karekteristik özellikleri açısından gelişmeye, yeniliğe gayet açıktırlar. Eğitim seviyesinin diğer kollara oranla daha hızlı geliştiği ve hatta ileri olduğu genel bir görüştür.

Bu bilgilerin ışığında Şêxbilan aşiretinin temel özellikleri ve Kırşehire iskanına geçebiliriz. İlk önce aşiretin ismi üzerinde duralım.

AŞİRETİN İSMİ ÜZERİNE

İsimlerin etimolojik değeri, tarih ve köken araştırmalarında önemli bir yer tutar. Geçmişi bilme ve öğrenme açısından bazen anahtar bir rolde oynar. Bu anlamda Şêxbilan aşiretinin ismi üzerine durarak bazı çıkarsamlarda bulunmak istiyoruz. Aşiretin ismi halk arasında „Şıxbıl”, “Şıxbıla”, “Şeyh Bılan” biçimleri ile telaffuz edilir. Biz tekil anlamda Şêxbil, çoğul anlamda ise Şêxbilan söyleniş ve yazılım biçimini tercih edeceğiz. Sebebi de anadilimiz olan Kürdçe`ye yani özgün hali ile örtüşmesidir.

İsmin kelimesel anlamı ve kökeni, bizi kesin yargılara götürebilecek veriler sunmamakla birlikte bazı çıkarsamalar yapmamıza olanak sunmaktadır. Birisi: ismin iki kelimeden oluşma halinin verdiği anlamdır. Diğeri ise: Aşiretin geçmişte yaşadığı ve kış aylarını geçirdiği (Kışlak) bölge olan “Belen” ilçesinin asli ismi ile olan ilişkisidir.

 Bir açıdan baktığımızda aşiret isminin “Şêx” ve “Bil” veya “Bilo” kelimelerinin birleşiminden oluşmuş olabileceğini  söyleyebiliriz. Şêx türkçede anlaşılacağı gibi Şeyh anlamına gelir. Bil (Bıl) veya Bilo (Bılo) da erkek ismidir. Bilan (Bılan) derken burada an eki türkçedeki „ler“, „lar“ ekine denk gelir ki;“ Şeyh Bılolar“ veya „Şeyh Bılonun Efradı“ gibi anlamlar ortaya çıkarılabilir. Buradan yola çıkarak, aşirete adını veren ve aynı zamanda Şêx (Şeyh) olan bir şahsiyetin olduğunu iddia edebiliriz. Nitekim aşiretler tarihinde benzer isim oluşumlarına çokça rastlanılmaktadır. Bir kaç örnek vermek gerekirse: Omeran (Omar), Xalîkan (Xallo, Xelîl) , Nasiran (Nasır) vb.

 Bu çıkarsamanın doğruluğu, yani böyle bir şahsın olup olmadığı, nerede ve hangi zaman dilimleri içerisinde yaşadığı konusunda başta ifade ettiğimiz gibi elimizde kesin bir bilgi ve veri bulunmamaktadır.

 Diğer yanda, aşiretin Kırşehire yerleşmeden önce yaşadığı bir bölgelerden biride “Belen” dir. Bugün İskenderuna bağlı bir ilçe olan Belen, Osmanlı döneminde Halep sancağı içerisinde olan ondört kazadan birisiydi. O dönemki ismi Belen değil “Bilan” dır. Sonradan Belen olarak  değiştirilmiştir. İskenderun–Halep şose yolu, Bilan kazasının içinden geçer (di). Yüksek dağ üzerinde bulunan iki yamacı birbirinden ayıran yol anlamınada gelebilen Bilan kelimesinin kökünün “Bil” olduğu, çoğul anlamı dolayısı ile Bilan olarak ifade edildiği tarihi kaynaklarda geçmektedir. Aşiret Bilanlı mıntıkasında yaşayan bir şeyh ile tanımlanarak Şêxbilan veya „Şeyhbilanlı“ ismini almış olabilir.

 Bu çıkarsama bize daha mantıklı gelmektedir. Çünkü aşiretin Kırşehire gelmeden önceki tarihine baktığımızda „Bilan“ la ilgili verilere çokça rastlamaktayız. Muhtemelen burası Şêxbilan`ların Kırşehirden önce ana yaşam merkezlerinden birisidir. Kış aylarına doğru geri döndükleri merkezin burası olduğunu tahmin ediyoruz. Bilan daki yaşamlarını betimleyen bir çok anı ve anlatım arşivimizde bulunmaktadır. Bir tanesini burada örnek vermek gerekirse.

 Tarihe Egîte Şêxbilan (Şeyhbilanların Yiğiti) diye geçen bir şahsiyet Belen`de yaşamıştır. Yiğitlik sıfatını aşireti savunma da gösterdiği cesur ve kararlı tavırları ile elde etmiş olan Egît bir çarpışmada yaşamını yitirmiştir. Mezarı Belen`dedir. Ölümünden sonra dillere destan Atı- Hespê Dîgno -sahipsiz kaldığından yıllarca başıboş dolaştığı söylenir. Bu durum halk arasında bazı deyimlere tema olmuştur. Tek başına ve avare avare dolaşanlara:Lo çi mîna Hespê Dîgno vêkes û bi tenê digerî deyimi söylene gelmiştir.

 Bu örnekle ifade etmek istediğimiz Belen`in (Bilan ) Şêxbilan`ların tarihinde önemli bir yerinin olduğudur. Diğer yanda bu çıkarsamamızı kuvvetlendirebilecek bir bilgi daha aktarmak isteriz. Belen ve civarı Şeyhleri ile ünlü bir bölgedir. Onlarca şeyhin türbesi burada bulunmaktadır. En ünlü ve tanınmış Şeyhte „Şeyh Bereket“ hazretleridir. Dare-i İzzi köyü civarında yüksek bir dağın zirvesinde türbesi hala ziyaretçilere açık bir biçimde durmaktadır.

 Biraz öncede ifade ettiğimiz gibi aşiret ismi üzerine yazdıklarımız daha çok çıkrasamları içermektedir. İsmin kökeni ve etimolojik anlamı hakkında kesin bir yargıya şimdilik varamıyoruz. Ama billdiğimiz bir şey varki o da aşiretin özgün adıyla Osmanlı resmi kayıtlarına geçmiş olmasıdır.

OSMANLI KAYITLARINDA ŞÊXBILAN´LAR

Aşiretin, ana yaşam merkezinde bu adla tanımlandığını ve kayıtlara geçmiş olduğunu tespit ediyoruz. Önemli bulduğumuz iki kaynağa geçmeden önce 16. Yüzyılda Reşwan aşiretine bağlı cemaatlerin listesi verilirken Şêxbilan ismininde geçiyor olmasıdır. 16. Yüzyıl tarihli Tahrir Defterlerinde Reşî (Reşwan) aşiretine mensub Bereketli, Bektaşlı, Belikanlı, Benamli, Cudikanlı, Dalyanlı, Dımışklı, Heycebanlu, Hıdıranlı, Hosnişîn, Mahyanlı, Nasırlı, Okçuyanlı, Sevirli, Sınkanlı, Şeyhbılanlı, Terziyanlı, cemaatleri içerisinde görüldüğü gibi “Şeyhbılanlı” isminide rastlıyoruz.  (1)

Önemli bulduğumuz iki kayıta dönmek gerekirse, Biri 1608 ve 1752 yılları arası Kilis kazası idari kayıtlarıdır. Diğeri ise 1865 yılında Islahiye ilçesine bağlanan nahiyelerin kayıtlarıdır ki her iki belgede aşiret özgün adı ile geçmektedir. Sunduğumuz bu kayıtların bahsini ettiğimiz Şêxbilan aşireti üzerine olduğunu belirtmeden geçmeyelim. Bir isim benzerliği olabileceğine bir ihtimal vermiyoruz. Çünkü devamında verilen bilgiler elimizdekilerle çakışmakta ve örtüşmektedir. Yani bu konuda kuşkuya düşülecek bir durum yoktur.

 Bununla birlikte şunuda bilmeliyiz ki Osmanlı idari düzeninde, hareket halinde olan (konar-göçer; yılın belirli dönemlerini yaylak, yazlak ve kışlak arasında geçiren) aşiretler nahiye veya başka bir adla kaza statüsünde  kayıt altına alınmışlardır. Bu şu anlama geliyor. Her ne kadar hareket halinde olsalarda, bağlı oldukları bir merkez, tabii oldukları yerel bir yönetici (Boybeg, Beg, Kethüda vs. ) vede sahip oldukları bir adresleri vardı.

 Yukarıdaki önbilginin ışığında mevcut kayıtlara geçebiliriz. İlk kaynak biraz önce bahs ettiğimiz gibi 1608 ve 1752 yılları arasında Kilis kazası üzerine tutulmuş kayıtlardır. Osmanlının egemen olduğu birimlerde her yıl tutulan bu bilgilerin düzenli bir biçimde merkeze iletildiğini ve „Mühimme Defterleri“ adı altında tasnif edildiklerini biliyoruz. Tutanlarda bizzat dönemin Osmanlı yerel yöneticileridir. Bu kayıtlar bugün Başbakanlığa bağlı Devlet Arşivlerinde durmaktadır. Bunları inceleme, tasnif etme hakkı veya imtiyazı geçmişte belirli araştırmacıların eline verilmişti. Anlaşılacağı gibi bizde ancak onlardan öğrenebiliyoruz.

 Bu araştırmacılardan biriside Cevdet Türkay`dır. „Başbakanlık Arşivi Belgelerine Göre Osmanlı İmparatorluğunda Oymak, Aşiret ve Cemaatler“ çalışmasında verilen aşiretler listesinde Şêxbilan`larda geçmektedir. Verdiği  bilgelerde aynen şunlardır.  Şeyhbalanlı: Hısn-ı Mansur kazası, Rakka, Sivas, Haleb, Meraş, Malatya ve Ayıntab sancakları. Ekrad. Şeyhbalanlı cemaati, Rişvan aşiretindendir (2)

 Şêxbilan`ların yaşadığı birimler olarak belirtilen yerler bilinen tanınan ve bir çok kaynakta geçen yaşam merkezleridir. Bu arada aşiretin „Bilanlı“ değilde „Balanlı“ olarak kayıt edilmesi pek çokça rastlanılan bir duruma örnek teşkil ediyor. Gerek dönemin yerel yöneticileri, gerekse Cevdet Türkay`ın (Kürdçe bilmediklerinden) algılamada ve tercümede yaptığı hatadan kaynaklanıyor olmalıdır. Çünkü biraz öncede ifade ettiğimiz gibi devamında verilen bilgiler, aşiretin tarihi ve bulunduğu yerler ile tamamen örtüşen ve denk gelen bilgilerdir.

 İkinci kayıt ise, 1865 tarihini taşımaktadır. 1865 yılında „Islahiye harekatı“ çerçevesinde aşiretleri iskan etmek amacıyla bazı kazalar kurulmuştur. Bugünkü İslahiye ve Hassa kazaları bu dönemde kurulan kazalardır. Çevredeki birçok nahiye ve köy bu kazalara bağlanır. Yeni bir idari taksimattır bu. Şeyhler, Izziye ve Amiki nahiyeleri de bu taksimattan etkilenir. Bu 1876 tarihine kadar sürmüştür. Bundan sonraki taksimatlarda İzziye nahiye ve köyleri Kilis' e bağlanmıştır. Şeyhler nahiyeside bağlanan yerleşim yerleri içerisindedir. Hane sayısı 48 olan  „Şeyhbılanlı“ birimine burada rastlıyoruz. 1876 yılında Şeyhler nahiyesine bağlanan köylerin aynen şunlardır.

„Çalkama: 81, Cerhatlı: 32, Gülanlı: 47, Şeyh Bilanlı: 48, Gürganlı: 146, Gürganlı-yı Tahtanı: 93, Sarı Uşağı: 109, Sat Uşağı: 88, Sa'ulcik: 84 Gumit: 246, İncirli: 213, Şahiyanlı: 232,Kal'a: 32, Gümraş: 78, Halil Ömer Uşağı: 23, Hasan Gülgavı: 71, Kuda Köy: 122 Ömer Uşağı: 112,  Ma 'mu i Uşağı: 427, Dönelli/Donilli: 205, Musiko: 216, Osmanlı: 73 Ba'oanlı 421:, Hulkilı: 38, Raco Oba: 113, Güranlı: 50, Hacı Halil: 250, Müskanlı/Müsikanlı: 62, Mamalı: 118, Cakmaklı 224 „ (3)

 Alnıtıdan anlaşılacağı gibi hane sayısı 48 olan adı „Şeyh Bilanlı“ olan bir yaşam birimi 1865 de Islahiyeye , 1876 yılından sonrada Kilis kazasına bağlanıyor. Diğer köy ve birimlerin isimleri de bize yabancı gelmemektedir. Bu köylerle Kırşehir`deki Şêxbilan kabilelerinin hala devam eden ilişkileri vardır. Yazımızın devamında bu ilişkilere sık sık değineceğiz.

 Kuşkusuz verdiğimiz bu bilgiler aşiret Kırşehire gelmeden öncesine ve geride bıraktıktığı akrabalarına ilişkin bilgilerdir. Kırşehirde bu içerikte resmi kayıtların olduğunu biliyoruz ve sırası gelince değineceğiz. Yukarıdaki bilgilerin ışığında Şêxbilan`ların Kırşehire gelmeden önce yaşadıkları merkezlerdeki durumlarına bakarak Kırşehire kadar uzanan maceralarını ele alarak somut olgular üzerinde duralım deriz. Verilen bilgilerin daha iyi anlaşılabilmesi için kısa bir tarih gezintisi yapmamız gerekiyor.

KISA BİR TARİHİ GEZİNTİ

Reşwan`ların bir kolu olan Şêxbilan`ların yaşadığı bölge idari olarak 16. Yüzyıldan sonra Kilis kazasına bağlanmıştı. Kilise bağlanan birimlerde aynen şunlardır. Halep, Birecik, Urfa, Samsat, Kahta, Gerger, Hısn-ı Mansur (Adıyaman) ve Amik Ovalarıdır. Bütün bu çevrelerde yaşayan aşiret mensupları İzzeddin-lü veya Kürt (Ekrad) kazası adı verilerek Kilise bağlanmıştı. Aşiretlerin Begide  Mir-i Kürd olan Reşwanzade İzzeddin Beg ve onun efradıdır.

Mayıs 1696 (Eva' il-i Şaban 1107) tarihinde yayınlanan bir fermanla bu bölgedeki aşiretlerin bir bölümü o yıllarda eyalet statüsüne sahip olan Rakka sınırları içerisine iskana tabii tutulmuşlardır. Gönderilen Ferman, hangi aşiretin nereye gideceği ve nasıl iskana tabii tutulacağı konusunda gayet açık bir içeriğe sahipti. Aşiretlerin isimleri tek tek belirtilerek en ince noktasına kadar bilgiler veriliyordu. (4)

Önemli bir aşiret kitlesi bugün Suriye devleti sınırları içerisinde kalan ve o dönem eyalet statüsüne sahip Rakka ya bir anlamda sürülmüştür. (5) Fırat nehrinin dirseği olarak bilinen ve çölün başladığı yer olarak tanımlanan bu bölge aynı zamanda Arap nüfusla temas noktasıydı. Rakka eyaleti gelen aşiretlerin yaşamasına pek elverişli değildir. Sıcak çöl ikliminde yerleşik bir tarzda yaşamak, kendilerine özgü bir yaşam tarzı oluşturmuş aşiretlere uygun gelmemiştir. Dönem dönem yaşanan kuraklık ve bitmek tükenmek bilmeyen Arap aşiretlerinin aleni saldırıları eklenince hayat tamamen yaşanamaz hale gelmiştir.

 İskana tabii tutulan aşiretler buraya yerleşimi baştan beri istemiyor benimsemiyorlardı. Zaten gönüllü gitmemişlerdi. Bunun için de bir yolunu bulup eski yaşam merkezlerine izin almadan geri geliyorlardı. O dönem  bu tür davranan aşiretlere resmi çevrelerce  Rakka Firarileri veya Rakka Parakendeleri adı verilmiştir. Rakka ya iskan (sürülen) edilen Kürd aşiretlerinin önemli bir bölümü Çîyayê Kurmênç eteklerine, Çukurovanın iç kesimlerine, Sivas Uzunyayla ve eski yazlakları olan Anadoluya geri dönüp yaşamlarını bir biçimde devam ettirdiler. Bu durum bir dönem böyle devam etti. 19. yüzyılın ikinci yarısında değişen koşullar gereği aşiretler yeniden iskana tabii tutuldular. Bir anlamda bu dağınık duruma müdahale etmekti amaç.

 Merkezi idare işi bu sefer sıkı tutmak eğilimindeydi. Hemen bir Ferman çıkardı (1864 Islahiye Fermanı) bu fermanı yerine getirmesi için dönemin en seçkin üç paşasının emrine 5 bine yakın bir askeri güç (Islahiye Fıkraları) vererek iskan işini hal etmeleri için bölgeye sevk etti. (6) .

RAKKA`YA SÜRGÜN

Verdiğimiz bilgilerden yola çıkarak Şêxbilan`ların bütün bu yaşanan larla olan ilişkisi üzerinde duralım. Yukarıda bahs ettiğimiz 1695 tarihli fermanla Rakkaya iskan edilen Reşwan kolları içerisinde Şêxbilan kabileleride bulunmuş olmalıdır. Bu aşiretin bir anlamda parçalanması anlamına gelmektedir. Bazı kabileler Rakka önlerine giderken, bazıları yerlerinde kaldılar veya bölge içerisinde dağıldılar. Rakkaya gidenlerin bir bölümü ise biraz önce bahs ettiğimiz sebeblerden dolayı eski yaylak ve yazlaklarına doğru gelmiş oralarda kalmışlardır.

 Kırşehirdekilerin tarihini incelemeye başladığımızda Rakka dönemi hakkında verilere çokça rastlıyoruz. Elimizdeki anlatım ve bilgilerden iki tanesini vererek konuyu anlaşılır kılalım. Mahmutlu köyünden Asaf Keleş, „Yüksekokul Lisan Üstü Tezi“ ni kendi köyü üzerine yapmıştır. Söz konusu tezde köyün tarihi ile ilgili bilgileri verirken amcası „Hecîyê Milî Omî Momî Usike“ (Haci Deniz) yi kaynak gösterek köyün tarihi ile ilgili şu bilgiyi aktarmaktadır.(7) „ Mahmutlu köyünü kuran atalarımız Suriyenin Rakka şehrinde iskan durumundaymışlar. 1745 li yıllarda burada yaşanan kuraklıktan dolayı  Sivasın Zara ilçesine göç etmişlerdir. Fakat kendileri göçebe durumunda oldukları için buradaki yerleşik halkı rahatsız etmişler bunun üzerine valiye şikayet olmuş. Valinin padişahla istişaresi sonucu bunların tekrar güneye doğru gitmeleri yönünde karar çıkar. Bunun üzerine Malatya,Antep Adıyaman platolarına yerleşilmiştir. Göçebe hayvancılıkla uğraşan atalarımız Malatya Yama yaylasına yerleşmişlerdir. Buradan Sivas Uzunyaylaya yerleşmişlerdir. Buradan Kırşehir ilinin Malya ovasına gelmişlerdir. Fakat 1847 yılında Osmanlı Valisi Derviş Paşa tarafından Malya ovasında mecburi iskana tabii tutulmuşlardır.“(8)

 Sevgili Haci Deniz, benzer içerikli bilgileri bizede aktarmıştır. Ara sorularla ve başka bulgularla devam ettirdiğimiz sohbetimizde bazı olgular daha bir net hale gelmiştir. Örneğin Rakka nın terk edilmesi kuraklıkla birlikte biraz önce bahs ettiğimiz gibi burasının yaşamaya elverişli olmaması ve Arap aşiretlerinin bitmek tükenmek bilmiyen saldırıları sonucu olduğudur. Diğer yanda aşiretin Uzunyayla ve Yama yaylası (biz dağı olarak biliyoruz) kalışları aşiretin rutin olarak hemen heryıl gittiği yaylalardır ve bu sefer zorunlu olarak uzun kalmış olmalıdırlar.

 Birde, aşiret diğer Reşwan kabileleri ile birlikte Sivas eyaleti sınırları içerisinde bulunurken yerli halkın şikayetlerde çokca bulunması meselesi vardır. Tahkim Defterlerinde bu konuda yüzlerce şikayet dilekçesine rastlamak mümkündür. Ama hangilerinin gerçek hangilerinin gerçekdışı olduğu tartışma konusudur. Nitekim yerli halktan gerçeği yansıtmayan bir çok şikayetin olduğuda bilinmektedir.

 İskan işini saltanat makamı, bir dönem Maraş Valisi olan Celal Paşaya vermiştir. (Maraş o zamanlar Sivasa bağlıydı ve Celal Paşada Çapanoğlu ayanlarındandır) Vali aşiret çok yaygın ve kalabalık olduğundan bunların etkisiz hale getirilmelerinin ancak parçalara ayrılarak uygun yerlere iskan edilmeleriyle mümkün olabileceğini yazdığı raporlarda belirtmiştir. (9)

 Rakka Eyaleti ile olan ilişkilerini daha iyi betimlemek için bir biyografiden kısa bir alıntı yapalım. Mahmutlu köyünün kurucu kabilelerinden birisi olan „Mala Pare“ kabilesinin ileri geleni olan Hecelî Beg (Elîyê Hesî Kûr- 1820-1905) henüz genç yaşlarda ticaret ile uğraşmış ve bununla zengin olmuştur. Rakka eyaletinde bulunan Halep şehrinden satın aldığı develeri, Kırşehir, Kulu ve Cihanbeyli dolaylarında satmakla ticarete atılmıştır. Bu örnekle anlatmak istediğimiz Hecelî Beg`in ve öncesi kuşakların Halebi alış veriş yapacak kadar tanıyor ve biliyor olmalarıdır.

KIRŞEHİRE YERLEŞME YILLARI

Aşiretin Sivas eyaleti sınırları içerisinde kalması ve sonradan Kırşehire iskanı Eyalet valisi ve aşiret Beg`leri arasında yapılan anlaşmalar sonucu olduğunu bilmek gerekiyor. Şêxbilan`larında bağlı olduğu Beg`leri vardı. Bütün hareketlerini kontrol eden, geliş gidişleri düzenleyen, asker vergi vs. gibi görevleri yerine getiren bu Begi de aşiret ileri gelenleri kendi aralarında seçiyordu. Saltanat makamı da (Eyalet valisi) bunu tescil ediyordu. Yani bütün bu ilişkiler -Reşwan aşiret sosyolojisi içerisinde bir başına ele almamız gerekli- “Beg” ve “Torin” kastı üzerinden yürüyordu. Torin kastı bir anlamda Begin kabileler içerisinde yaptırım gücüydü. Bugünkü adıyla söyelemek gerekirse bürokratik aygıtı idi.(10)

Saltanat makamı aşiret Begi ile bir kefalet anlaşması yapardı. Buna göre Beg yönetimi altında bulunan halkın herşeyinden sorumluydu ve sorumluluklarını yerine getireceğine dair bir kefalet senedi imzalardı. Karşılığında müktedir olduğunu belirleyen belge anlamında “Mühür”, “Kürk”, “Kılıç” vs. gibi sembolik eşyalar verilirdi.

Bu sistemin Şêxbilan`lar açısından nasıl işlediğini somut bir biçimde ifade edelim. Şêxbilan`larıda kapsayan kefalet senedini saltanat makamına veren Berketî (Barkotî) Beg`leriydi. Kırşehirin Çiçekdağ ilçesi merkezine ve devamı 5 köye yerleşen Berketî`ler, Reşwanların bilinen, yaygın ve etkin başka bir koludur. Çoğunluğu bugün Islahiye merkeze yerleşmişlerdir.(11). Açıkcası geçmişte ve yakın döneme kadar Şêxbilan kabileleri Berketî aşireti Beg`inin etki alanı içerisinde Kırşehire yerleşirken, bütün ilişkiler Torin`ler üzerinden yürümüştür.

Berketî aşiretine bağlı kabilelerin, Çiçekdağ ilçe merkezi ve etrafı 5 köye yerleşmiş olduklarını belirttik. Başka bir yazımızda Berketî leri detaylı bir biçimde ele alacağız. İskan yıllarında Berketî aşireti ileri geleni “Mistefa Beg ve ailesidir”. Mistefa Beg`te o dönem Orta Anadolu daki Reşwan`ların “Boybegî” olan “Omeranlı Hesen Bege” bağlıdır.

Bugün Konya ilinin Kulu ilçesi dolaylarına yerleşmiş olan Omeran`ların iskan öncesi Kırşehirde ve özellikle „Axze Çole“de kaldıklarını, sonradan burayı terk ederek Kuluda 1 belde ve 5 köy kurarak yerleştiklerini biliyoruz. Dönemin Sivas valisi bir üst statüyü temsil eden Boybeg`lik beratını aşiret Beg`lerinin isteği doğrultusunda Omeran`lı Hesen Bege vermiştir. Omeranlı Hesen Beg`in ailesi ile Mistefa Beg ve Torin olan Alişiroğulları aynı zamanda yakın akrabadırlarda (12) Mistafa Begin Boybeg`lik beratının Hesen Bege verilmesi yolunda verdiği çaba ise tarihe geçen anektodlardan birisidir.

Reşwanların 6 kolu Kırşehire Berketî ileri gelenlerinin tasarrufu ve aracılığı ile iskan olmuşlardır. Diğer kolların tarihini incelediğimizde hemen hemen aynı dönemde geldikleri ve aynı süreçten geçtiklerini tespit edebiliyoruz. Ve bir bütün olarak iskan macerası Çiçekdağ merkeze yerleşmiş olan Berketî ileri gelenlerinin üzerinden yürümüştür. Bu ilişkilerin en azından Şêxbilan`lar üzerinden nasıl yürüdüğünü ifade etmeye çalışalım.

ŞÊXBILAN´LARIN DAĞITILARAK PARÇALANMAK İSTENMESİ

Reşwanların elden geldiğince toplu iskan edilmemeleri konusunda bazı kararların devlet katında alındığını biliyoruz. Kırşehirdeki yerel yöneticilerin bu genel kararı, Şêxbilan`lara uyguladığını görüyoruz. Diğer kolların tarihine bakıldığında özellikle Şêxbilan`kabileleri birbirinden kopartılarak parçalanmak istenmiş. Bunun nasıl bir pratik izlediğine vermeden önce yazılı kayıtlara kadar geçen kararlara bakmak gerekmektedir. Rişvan aşiretinin Amasya, Sivas ve Konya yöresindeki köylere yerleştirilmesi sıkı denetim altına alınır ve olanaklar elverdiği sürece bu aşiretlein dağınık bir şekilde yerleştirilmesine büyük bir önem verilir. Yine öğreniyoruz ki bu konuda çeşitli talimatnamelerde vardır.  ". Yozgat ve Ankara’ya Kürt reisleriyle, molla ve nüfuz sahibi kişiler ilkin diğer kişilerle birlikte sevkolunacak ve orada bunlar diğer kişilerle ilişkide bulunmayacak şekilde ayrılacak ve hükümet altında bulundurulacaktır".(13) Bu alıntılardanda anlaşılacağı gibi devlet iskan döneminde ince eleyip sıkı dokumuş ve aşiretin elden geldiğince dağınık halde iskanını öngörmüş. Bunun nasıl hayata geçirilmek istendiğine bakalım birde.

Yazımızın hemen başında Şêxbilan köyleri içerisinde 3 köyün öne çıktığını belirtmiş, bu köylerinde Çevirme, Bahçepınar ve Mahmutlu olduğunu ifade etmiştik. Aynı aşiret aidiyetini taşıyor olmalarına karşın Mahmutlu kabilelerinin Kırşehire toplu bir biçimde iskan olmaları istenmemiştir. Daha açık ve somut ifade etmek gerekirse ilk başta Çevirme ve Bahçepınar dışında başka bir Şêxbilan köyüne izin verilmemiştir.  Bundan dolayıdır ki bir kaç köy kurma potansiyeli taşıyan Mahmutlu kabileleri Yozgat ilinin Şefaatli ilçesine bağlı türk köylerine tek tek dağıtılmışlardır.

Kabile düzeyinde yapılan dağıtım Paşaköy, Karahamzalı, Kaykılı, Osman Tekke ve İbramhacılı köylerinedir. Hangi kabile hangi köye gitmiştir onuda hemen belirtelim. “Mala Baxdê” ve “Mala Pare” kabileleri, Paşaköy, Kaykılı ve Osman Tekke köylerine, “Remkî`kabilesi ise İbram Hacılı, köyüne dağıtılmıştır.

 Aşiret bu dağılımı kabul etmeselerde aynen Rakka örneğinde olduğu gibi gitmek zorunda kalmışlardır. Yaklaşık 3 yıl bu köylerde kaldıklarını biliyoruz. Buralarda yaşamayacaklarını tamamen anladıktan sonra yeniden bir araya gelmek ve Axzê Çole`ye iskan olma gayreti içerisinde olmuşlardır. (14)

 İsteklerini heyetler aracılığı ile bağlı oldukları yönetici olan “Mistefa Beg`e” defalarca iletmişlerdir. Bir karar çıkmayınca , gizlice bir araya gelerek ne yapmaları gerektiğini ele almışlardır. Aldıkları ortak karar sonucu köyleri terk ederek Mahmutlu köyü civarına Kon`larını yeniden kurarak Axze Çole`ye geri dönmüşlerdir. Yapılan birçok görüşmeden, İstanbula gönderilen heyetlerden sonra Qişle kabilelerinin bugünkü köy yerinde yani “Mahmutun Evleri” civarına iskan olmaları kabul edilmiştir.

 Qişle merkez yer olarak tutulduktan sonra zamanla diğer köyler kurulmuştur. Bu süreci ve hangi kabileden kimlerin bu köylere gittiklerini tek tek ele alacağız. Bu anlamda Mahmutlu köyünün anatomisine gelebiliriz…

devam edecek…

DİPNOTLAR

1. Malpera Kurdên Kırşehîrê Reşwanlar- 2-.
2. Cevdet Türkay…
3. (Aktaran, Kâmil el-Bâlî' I. Halebî. Kitâbu Nehru 'z-Zeheb fî Tarih-i Haleb 1, (Neş. Dr. Şevki Şa'as
Mahmud Fahûrî. İkinci Baskı, Haleb. 1991 )
4. 1691 yılında Fazıl Mustafa paşa döneminde etki alanı oldukça geniş bir iskan politikası yürürlüğe sokuldu.
Osmanlı kurulduğu andan beri bu tür politikalara aşinaydı zaten. Yani iskan politikasına yabancısı değildi.
Yüzyıllara dayanan bir tecrübeyede sahipti. Köprülüzade Fazıl Mustafa Paşa döneminde kararı alınan iskan
teşebüsü 5 ana bölgeyi kapsıyordu. O zamanki deyimle 5 eyalet sınırları içerisinde iskan teşebüssüydü. Bu
eyaletler şunlardı. A. Rakka ve Halep Eyaletleri içerisinde bulunan bölgelere iskan B. Hama ve Humus
sancağına iskan C. Anadolu Eyaleti ve topraklarına iskan D. Adana Sancağında Ayaş Berendi ve Kınık kazaları
bölgesine iskan E. Bozok sancağına iskan. (Cengiz Orhonlu „Osmanlı İmparatorluğunda Aşiretlerin İskanı“
adlı çalışma.)
5. Yine Cengiz Orhonlu. „Osmanlı İmparatorluğunda Aşiretlerin İskanı“ adlı çalışmadan.
6. Rakka eyaletine iskanı Cengiz Orhonlu aynı şu cümleler ile tanımlar: Özellikle Rakka eyaletine Belih
nehri mıntıkasına bazı oymaklar sürgün şeklinde getirildikleri için, bunları yerleştirmek toprak sahibi
yapmak bir bakıma büyük güçlükler göstermişti. Hatta bunun için yerleştirilecek oymaklar üzerine asker
sevk etmek dahi icap etmişti. Cengiz Orhonlu. Sayfa 90)
7. 1934 yılında Mahmutluda dünyaya gelen Haci Deniz şuan Antepte yaşamaktadır. Gerek kendi ailesinin
gerekse aşiretin tarihi hakkında adeta canlı bir kütüphanedir.
8. Asaf Keleş, „Yüksekokul Lisan Üstü Tezi“ kaynak: Mahmutluköyü.com
9. Başbakanlık Osmanlı Belgeleri 31) 31 BOA, HH, nr. 22265.
10. „Torin“ kastını kapsamlı bir çalışma ile ele almaktayız.
11. Bugün Antepe bağlı Islahiye ilçesinde 50 bine yakın Berketî li olduğu tahmin edilmektedir. Geçen
dönem Belediye başkanlığı yapan ve 29 mart yerel seçimlerinde eşi Melike Uludağı aday gösteren Mehmet
Uludağ aşiretin desteğini arkasına alarak, aşiretin Islahiyede ne denli güçlü olduğunu göstermiştir.
12. Hesen Beg ailesi (Kayhan) ile gerek Mistefa Beg gerekse Alişiroğulları ailesi arasında yakın akrabalık lar
vardır. Bunun için Kurden Kirşehire sitesindeki yazışmalara balılabilir.
13. Cevdet Türkay adı geçen çalışması.
14. Şefaatliye bağlı türk köylerine yerleşmek istemeyişlerinin nedenlerini aslında tahmin etmiyor da
değiliz. Doğal olarak toplu halde iskan olmak istemişlerdir. Parçalanmanın yok olmak anlamına geldiğini
bilmiş ve his etmiş olmalıdırlar. Bunun içinde dağılımı istemediklerini kendi ana dilleri ile aynen şöyle ifade
etmişlerdir. „Lo kare me li vir çîye ? Eme bi tirk binî, kûrike me zimanî me bîrbikin”.

 

Kaynak: Birnebun